of all - Türkçe İngilizce Sözlük

of all

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"of all" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
Konuşma Dili
of all expr. hepsinin içinden/arasından
That's what I want most of all.
Hepsinin içinden en çok istediğim budur.

More Sentences
of all expr. (bir şeyin) hepsi/tamamı

"of all" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
all of a sudden zf. ansızın
all of a sudden zf. aniden
first of all zf. ilk önce
first of all zf. öncelikle
first of all zf. ilk olarak
first of all zf. en önce
Genel
all segments of society i. toplumun tüm kesimleri
jack of all trades i. on parmağında on marifet olan kişi
a bit of all right i. mükemmel bir şey
all manner of conversation i. her tavır ve hareket
the worst of all i. en kötüsü
jack of all trades i. elinden her iş gelen
jack of all trades i. birden fazla işte başarılı olan
the unkindest cut of all i. en kötüsü
jack of all trades i. ticaret konusunda yetenekli
maid of all work i. her işi yapan hizmetçi
all sorts of thing i. her türlü şey
danger of all sorts i. her türlü tehlike
band of all times i. tüm zamanların en iyi (müzik) grubu
jack-of-all-trades i. on parmağında on marifet olan kimse
jack-of-all-trades i. elinden her iş gelen kimse
primate of all england i. canterbury başpiskoposu
revenues from all kinds of pari-mutuals i. müşterek bahis gelirleri
all kinds of measures i. her türlü önlem
all kinds of goods i. her türlü mal
all kinds of risks i. her türlü risk
all the time of the world i. dünyanın bütün zamanı
all branches of science i. tüm bilim dalları
most popular jukebox model of all time i. tüm zamanların en çok tutulan müzik kutusu
one's all acts of vigilantism i. kural tanımaz tüm davranışları
all the pieces of the puzzle i. bulmacanın tüm parçaları
people of all ages i. her yaştan insan
all-seeing eye of god i. tanrının her şeyi gören gözü
all walks (of life) i. tüm kesimler
all walks (of life) i. her kesim
people of all ages i. her yaştan insanlar
maid-of-all-work i. tüm evin işini yapan temizlikçi
maid of all work i. her işi yapan kimse
maid of all work i. her işi yapan şey
maid-of-all-work i. her işi yapan şey
maid-of-all-work i. her işi yapan kimse
be all of a tremble f. zangır zangır titremek
go all shades of red f. renkten renge girmek
go the way of all flesh f. ölmek
lose all sense of shame f. ar damarı çatlamak
make all sorts of excuses f. bin dereden su getirmek
put all of one's efforts in a job f. canla başla çalışmak
investigate all the characteristics of someone (or some subject) f. ıcığını cıcığını sormak
make all kinds of excuses f. kırk dereden su getirmek
go all shades of purple f. renkten renge girmek
keep abreast of all the latest developments f. gelişmeleri takip etmek
lose all trace of f. izini kaybetmek
discuss thoroughly (all aspects of) f. tüm boyutlarıyla tartışmak
carry all kinds of germs f. her türlü mikrobu taşımak
support someone in all aspects of something f. birisine bir şeyin her alanında yardım etmek
support someone in all aspects of something f. birisine bir şeyin her alanında destek olmak
take all kinds of measures f. her türlü önlemi almak
spend all of one’s money on drugs f. tüm parasını uyuşturucuya harcamak
be all of one mind about f. aynı fikirde olmak
be all of one mind about f. hemfikir olmak
have all the makings of a first-class scandal f. tam anlamıyla birinci sınıf bir skandal olmak
examine all parts of something f. derinlemesine incelemek
deserve all of the credit f. her türlü övgüyü hak etmek
can't help speaking highly of something/someone all the time f. anlata anlata bitirememek
all of s. hepsi
all of a piece s. aynı
all of s. en aşağı
of all sizes s. küçüklü büyüklü
out of all proportion s. tamamiyle nisbetsiz
sick of it all s. sıtkı sıyrılmış
all sorts of s. türlü türlü
all of s. olanca
all of a size s. hepsi aynı büyüklükte
out of all proportion s. nisbetsiz
all of a piece s. aynı tür
all manner of s. her çeşit
all kinds of s. her türlü
all manner of s. her türlü
of all ages s. küçüklü büyüklü
of all ages s. her yaştan
of all ages s. genci yaşlısı
all types of s. her tür
all sorts of s. her nevi
all sorts of s. her tür
all kinds of s. her nevi
all kinds of s. her tür
all types of s. her nevi
all sorts of s. binbir çeşit
of all ages s. her yaşta
of all sizes s. bütün boyutlardaki
all kinds of s. envai çeşit
all of the above s. yukarıdakilerin tamamı
all of s. tümü
all sorts of s. binbir türlü
in the midst of all this zf. tam bu arada
least of all zf. hiç
all of a sudden zf. pattadak
all of a sudden zf. birden
by all manner of means zf. her halukarda
last of all zf. en sonra
in the middle of it all zf. tam ortasında
in the face of all men zf. çevreye karşı
on all sides of zf. dört bir tarafı
at all sorts of time zf. vakitli vakitsiz
all of a sudden zf. apansız
first of all zf. ilk olarak
by all manner of means zf. her halde
least of all zf. en küçüğü
first of all zf. evvela
all of a sudden zf. şırakkadak
first of all zf. her şeyden önce
most of all zf. bilhassa
first of all zf. hepsinden önce
all of a sudden zf. ani olarak
by all manner of means zf. muhakkak
out of all proportion zf. tamamiyle
all of a sudden zf. birdenbire
first of all zf. en önce
all of a sudden zf. lappadak
all of which zf. tümü
first of all zf. ilk önce
all of a sudden zf. apansızın
in all the countries of the world zf. dünyanın bütün ülkelerinde
first of all zf. öncelikli olarak
in all aspects of zf. her bakımdan
in all aspects of zf. her yönden
first of all zf. hepsinden önemlisi
for all of life's occasions zf. yaşamın tüm anları için
best of all zf. en iyisi
best of all zf. hepsinin içinde en iyisi
by all means of transportation zf. her tür taşıma aracıyla/yöntemiyle/olanağıyla
least of all zf. en önemsizi
second of all zf. ikincisi
second of all zf. ikinci olarak
all of a zf. her halinden belli olarak
of all time zf. ne zaman olursa
of all time zf. her an
of all time zf. dilediği zaman
of all time zf. her zaman
first of all zf. her şeyi bir kenara bırakarak
first of all zf. her şeyin başında
by all manner of means zf. her hâlükârda
of all time zf. tüm zamanların
each one of all zm. her biri
out of all cry expr. her şeyin ötesinde
out of all cry expr. aklın ötesinde
out of all cry expr. aşırı
out of all cry expr. ziyadesiyle
out of all cry expr. fazlasıyla
İfadeler
to people of all ages i. her yaştan insanlara